User Experience(UX -Kullanıcı Deneyimi- ): Case Study

0

User Experience(UX) yani “Kullanıcı Deneyimi” üretilecek her türlü ürün için çok önemli bir süreçtir. Bir ürünü tasarlarken kullanıcıların geçmiş deneyimlerinden faydalanmak, tasarlanacak olan ürünün daha rahat kullanılmasını sağlayacaktır ve aynı zamanda o ürüne olan alışma sürecini hızlandıracaktır.

Günümüzde neredeyse tüm ürünlerin onlarca alternatifi bulunmaktadır ve ürün bazlı bir tekellik de söz konusu değildir. Bu yüzden markalar ürünlerini tasarlarken farkındalık yaratmak zorundadır. Bunun da en önemli yolu kullanıcı deneyiminden(UX) geçer. Kullanıcı rahat bir kullanım mı istiyor? Yoksa şık olmasından yana mı? Tüm markalar bunu araştırmalarında belirleyip ürünlerine mutlaka uygulamalıdırlar.


Bu yazımda size bir mobil uygulama projesi kapsamında UX’i nasıl uyguladığımızı anlatan bir “Case Study” paylaşacağım:

Mobil Uygulamamız için Brief: Özet

A Bankasının, 50-65 yaş arası annelerin şehir veya ülke dışında okuyan çocuklarına para transferi yapabilmesini sağlayan basit bir uygulama talebi vardır. Bu uygulamayı kullanacak kişiler teknolojiye uzaktırlar ve büyük çoğunluğunun banka hesabı dahi bulunmamaktadır. Banka hesabı olanlarda ATM, mobil bankacılık gibi konulara çok uzaktırlar. Bunları göz önüne alıp annelerin alışkanlıklarını bozmadan ve kullanım kolaylığı sunan bir para transfer uygulaması talep edilmektedir.

UX Süreci: 8 Adımda

  1. İnceleme
    Bize sunulan brief’i 2, 3 defa iyice anlayana kadar okuduk ve inceledik. Bu arada bize diyorum çünkü UX süreci ekip işidir. Bireysel olarak tüm iş yükünü kaldırmak, tek başına düşünmek zordur. Ortalama olarak 5, 6 kişilik bir ekip yeterli olacaktır.
  2. Beyin Fırtınası
    Brief üzerinden konuştuk ve düşüncelerimizi birbirimize aktardık. Annelerin genel alışkanlık ve rutinlerini bozmadan uygulamamızla nasıl etkileşim kurabileceklerini düşündük. Genelde her şeyi telefonla arayarak veya bizzat işlem yapmak istedikleri noktalara giderek karşılamaya alışmış bir grubun alışkanlıklarını bozmadan nasıl uygulamamızı kullandırabiliriz diye düşündük. Mesela annelerimizin çoğu halen bir otobüs bileti alacaksa ya otobüs firmasının şubesine gider veya telefon açıp bileti ayırtır ve sonra yine fiziksel mağazadan teslim alır. Manav alışverişini de yine fiziksel olarak markete giderek karşılar. Sanal market veya otobüs bileti için internetten satın alma işlemini çok kullanan anne yoktur. Bu alışkanlıkları düşünme sürecinin tümünde dikkate almak zorundaydık.

    Bu noktada da bizi en çok zorlayan kısım uygulama içerisine para aktarmak oldu. Annelerimizin bir banka hesabı veya kredi kartı olsaydı bu işlem çok kolay olabilirdi. Fakat aldığımız brief’te bu noktaya özellikle değinilmişti ve hedef kitlenin çoğunun banka hesabı yoktu. Eğer bunu çözersek diğer konularda kolaylıkla çözülebilecekti. Bu doğrultuda herkes fikirlerini ufak renkli kağıtlara aktardı ve bir alanda fikir havuzu oluşturduk.

  3. Hedef kitle ile görüşme
    Aramızda fikir alışverişi yaptıktan sonra uygulamayı asıl kullanacak kişilerle de görüşmek gerekti. Büyük çaplı bir görüşme yapmadık fakat kendi ailelerimizde ve yakın çevremizde bulunan 50-65 yaş arası kişilerle görüşüp fikirlerini aldık.
  4. Bilgilerin şekillendirilmesi
    Daha sonra tek tek herkesin aldığı notları karşılaştırdık. En beğendiklerimizi bir alanda topladık ve üzerinde düşünmeye başladık. Yavaş yavaş detaylandırma aşamasına geçmiş bulunduk.

    Bu noktada uygulama içerisine para aktarma konusunu çok iyi çözdüğümüzü düşünmekteyim. Bunu iki yöntemle sağlamayı planladık.

    a) Telefon operatörleri ile anlaşacaktık. Bu noktada belli bir miktara kadar gönderimler güncel telefon faturasına yansıyacaktı. Yani anne çocuğuna para gönderebilecek ve ödemesini de her ay zaten ödediği telefon faturasını ödeyerek karşılayacaktı.

    b) Daha büyük miktarlar içinse ön ödemeli kart satın alarak uygulama içerisine para aktarabilecek ve aktardığınız kadar miktarı gönderim için kullanabilecektiniz. Bu ön ödemeli kartları da Migros, A 101 gibi Türkiye’de çok yaygın marketlerden temin edebilecektiniz. Hatta ön ödemeli kartı satın aldığınızda market kasasındaki kişilere cep numaranızı söyleyerek kasadan da para aktarımı yapabilecektiniz. Veya kart üzerindeki kodu kullanıp kendinizde yükleyebilirsiniz.

    Yukarıda saydığımız para aktarım yöntemi ile annelerin günlük rutinlerinin dışına çıkmadan bir çözüm bulmuştuk. Bu büyük sorunu çözdükten sonra gerisi kolaydı. Sadece uygulamamızın işlevlerini belirleyip olması gereken ekranları oluşturmak ve bunu basit bir kullanım sunacak şekilde tasarlamaktı.


    Bizim ihtiyaç duyacağımız diğer ekranlar da giriş ekranı, kayıt ekranı, para gönderme ekranı, para gönderim geçmişi ekranı; Karşı taraf için de gerekli bildirim, para isteği gönder gibi ekranları yapıp uygulamamızı sonlandırmaktı. Bu ekranların detayına girmiyorum çünkü bu süreç UI (User Interface) yani “Kullanıcı Arayüz” konusuna girmektedir. Bir başka yazımda bu konuyada değinirim ama şimdilik bu saydıklarım yeterlidir.
  5. Prototip oluşturma

    Tüm bilgiler şekillendikten sonra somut bir örnek oluşturmak gerekir. Bunu en başta elle çizerek ve daha sonra da bu çizimleri dijital ortama aktararak sağladık. Tüm gerekli ekranlar için dijital örnekler oluşturup ekranlar arası geçişi uygun programlarla sağladık. Artık hedef kitlemizle paylaşabileceğimiz temel uygulama ortaya çıkmıştı. Sonraki adım artık test etmekti.
  6. Test süreci
    İlk başta tabiki biz test ettik. Uygulamayı 2-3 gün boyunca kullandık. Eksik ekranları, vs. tamamladık. Bu test sürecinde kullanım kolaylığı ve işlevsellik üzerinde durduk. Daha sonra test için yakın çevremize paylaşım yaptık. Yakın çevremizde yine 50-65 yaş arası kadın kullanıcıları tercih ettik. Onlardan uygulama için geri bildirimleri topladık.
  7. Geri bildirim
    Test süreci ile birlikte geri bildirimleri aldık, değerlendirdik ve yapılması gereken değişiklikleri dijital örnek üzerinde güncelledik. Bu ilk geri bildirimler çok önemlidir. Uygulamayı direkt marketlere ekleyip testi canlı kullanıcı üstünde yapmakta çok sakıncalıdır. Uygulama güncelleme süreci anlık gerçekleşmez ve bir süre beklemek gerekir. Bu yüzden uygulamayı markete almadan önce mutlaka uzun test sürecinden geçirmek gerekir. Bunu da aldığımız geri bildirimleri değerlendirip prototipimizi güncelleyerek sağlarız.
  8. Beta sürüm ve orjinal uygulamanın yayınlanması
    Geri bildirimler alınıp düzenlemeler yapıldıktan sonra proje için ilk beta sürümü piyasaya sürdük. Beta sürümle birlikte uygulama sürekli incelenerek analiz yapılır, eksikler giderilir, ihtiayaca göre yenilikler uygulama içerisine eklenerek herkes mutlu edilir. Beta sürüm için bir süre belirlenir. Sonrasında bug’lar, vs. düzeltilip belli bir kullanıcı kitlesine ulaştıktan sonra daha detaylı bir güncelleme yapılır ve ürünün orjinal versiyonu marketlere yüklenir. 
Sıfır hatalı bir ürünü piyasaya sürmek mümkün değildir. Mutlaka uygulama içerisinde ufak sorunlar olacaktır. Önemli olan bu sorunları ne kadar hızlı çözdüğümüzdür.

Kısaca çok detaya girmeden bir uygulama veya her hangi bir ürün için “Kullanıcı Deneyimi” nasıl uygulanır, sizinle örnek bir çalışma üzerinden paylaşmış oldum. Bir ürün, hizmet piyasaya sürerken kullanıcı deneyimi araştırması yapmak zorunda değilsiniz fakat yaparsanız size büyük faydalar sağlayacağı muhakkaktır.

Bu konu hakkında görüşleriniz, sormak istediğiniz soruları rahatlıkla benimle paylaşabilirsiniz.


Bu arada ben bir firmada UX-UI Designer ve Front-End Developer olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda freelance olarakta hizmetlerimi sunmaktayım. Tüm web sitesi tasarımı, mobil uygulama tasarımı veya tasarımlarınızın html’e dönüştürülmesi işlemleri için bana aşağıdaki bilgilerden ulaşabilirsiniz.
info@aedizayn.com
0535 541 2822

Paylas.

Yorum